Yalnızlık
-
- Psikolog Ezgi Özer
- 13 Mart 2026
Ne yapsam olmuyor dediğinizi duyar gibiyim. Bazen gerçekten de olduramıyorsunuz, duygularınızı ifade etmek yeterli gelmiyor sizi dinleyen biri olmadıkça anlamsız değil mi?
İşte tam da burada başlıyor yalnızlık; kimsenin sizi anlatmak istediğiniz gibi anlayamayacağını kabul ettiğinizde. Ümitsizlik de yaratabilir özgürlük de.
Duygularınız size özel ve bir başkasının öfkenizi, kırgınlığınızı; neşenizi veya heyecanınızı tam manasıyla görebilmesi çok nadir yaşanır. Sizinle duygunuzu paylaşan biri varsa eğer ne kıymetli değil mi? İşte o zaman yalnızlığınıza merhem bulmuş gibi hissedersiniz. Acınızu ve mutluluğunuzu nasıl yansıtırsınız? İnsanlardan bunu bekler misiniz yoksa açık açık her şeyi söyler misiniz? Çoğunlukla bekleriz, biri bizi görsün diye çırpınırız. Yine de itiraf edemeyiz ihtiyaç duyduğumuzu; şefkate.
Geceleri kendi saçını okşayarak uyutan çocuklardık ya, kardeşinin üzülmesine izin vermeyen, düştüğünde ağlamayan çocuklardık...
Çocukluğumuzdaki yaraları yetişkin olduğumuzda sarmak yine bize kalıyor ya orda derinleşiyor belki de yalnızlık. Bakım verilmeyen bir evde büyümüşseniz eğer ihtiyaç duyduğunuz şefkati de kabullenmek zaman alıyor..
Kendinize bakım vermeyi öğrenirken bocalıyorsunuz; çok normal ama zor. İşte yıllarca taşınan yaralar sonradan verilen bakımla iyileşmiyor zaten iyileşmeyi de beklemiyoruz ama birini istiyoruz içimizi gören, duyan ve o yaralara dokunan.
Yalnızlığı paylaşmaya gönüllü olmak büyük bir adım, ilk adımlarınızı atarken korkmanızı anlıyorum, oralar cam kırıkları üzerinde yürümek gibi acı veren ve tehlikeli bir yol ama heyecanlı..
Elbet bir gün o yoldan geçeceğiz.