Kavgaların Gizli Dili: Tartışırken Aslında Ne Söylüyoruz?
-
- Psikolog Ezgi Özer
- 20 Nisan 2026
Bir psikolog olarak size şu sırrı verebilirim: Eşinizle, dostunuzla veya sevgilinizle ettiğiniz o büyük kavgaların sebebi, neredeyse hiçbir zaman o anki konu değildir.
Tezgaha bırakılan bir bardak veya unutulan bir mesaj yüzünden bir anda dünyaları yakarız. Neden mi? Çünkü o bardağın veya mesajın bize hissettirdiği asıl şey "Görülmüyorum, değer görmüyorum veya önemsenmiyorum" korkusudur. Öfkeyle bağırmamız veya küsüp duvarlar örmemiz, aslında içimizden yükselen şu çaresiz sorudur: "Benim için burada mısın? Sana ihtiyacım olduğunda yanımda olacak mısın?"
Peki, birbirimizi kırmadan, yormadan bu fırtınayı nasıl dindirebiliriz? İşte kriz anlarında suları durultacak, herkesin kolayca uygulayabileceği 3 şefkatli adım:
Öfke, buzdağının sadece suyun üstünde kalan, herkesin gördüğü kısmıdır. Çok sinirlendiğinizde veya donup kaldığınızda bir an durun. Elinizi kalbinize koyun ve kendinize sadece şunu sorun: "Şu an öfkeli görünüyorum ama içimde aslında ne hissediyorum? Korkmuş mu, yalnız mı, yoksa yetersiz mi?" Gerçek yaranızın ne olduğunu kendinize itiraf etmek bile içinizdeki o yangını anında yavaşlatır.
Karşımızdakine "Sen zaten hep böylesin, beni hiç dinlemiyorsun!" dediğimizde, o kişi anında savunmaya geçer, o da kalkanlarını çıkarır ve savaş başlar. Bunun yerine o anki gerçek ihtiyacınızı söyleyin: "Sesini yükselttiğinde kendimi çok yalnız ve korkmuş hissediyorum. Sadece seninle bağlantıda kalmaya, güvende hissetmeye ihtiyacım var." Bu cümle karşı tarafı suçlamaz; tam tersine, onu size yardıma çağırır.
Tartışırken karşımızdaki kişiyi bize saldıran bir "düşman" gibi görürüz. Oysa düşman partneriniz değildir; düşman, ikinizin de içine düştüğü ve çıkamadığı o "iletişimsizlik döngüsü"dür. Kriz anında derin bir nefes alın ve şunu hatırlayın (veya partnerinize sesli söyleyin): "Şu an yine aynı kısır döngüye giriyoruz ve ikimiz de kırılıyoruz. Biz birbirimize karşı değiliz, bu soruna karşı aynı takımdayız."
Unutmayın; öfkeniz de, sessizliğiniz de sadece "Beni sev ve anla" demenin biraz gürültülü veya duvarlı yollarıdır. Kendinizin ve sevdiğinizin o kırılgan kalbini görmeye başladığınızda, her şey çok daha kolaylaşacak.
O zırhların altındaki yorgun sesinizi her zaman duymaya hazırım. Kendinizi anlatmaya hazır hissettiğinizde buradayım; atölyelerle veya bireysel destek alarak sürecinize ortak olabilirim. Bazen bir adım atmak yeterlidir, huzurlu bir hayat mümkün:)
30 Nisan'da İlişkide Kendini Kaybetmeden Kalmak ile ilgili bir atölye düzenliyorum. İlişki emek ister kendinizi kaybetmeden de ilişkinizi devam ettirebilirsiniz :)